yükleniyor…

Двойник
yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski · 200 sf
Öteki'de dokuzuncu rütbeden bir memurun başına gelenleri, giderek daha az güvenebildiğimiz bir bakışın içinden takip ediyoruz. Golyadkin için küçük bir karşılaşma bile uzun bir hesaplaşmaya dönüşebiliyor. İnsanların ne düşündüğünü, bir sözle ne ima ettiğini, kendisine neden öyle baktığını kurcalayıp duruyor. Sanki herkes onun hakkında bir şey biliyor da kendisi anlayamıyor. Amiriyle mi savaşıyor, meslektaşlarıyla mı, kendisiyle mi? Bir yerden sonra bu ayrımın kalktığını fark ediyorsunuz.
Sonra öteki çıkıyor ortaya. Aynı yüz, aynı isim, aynı rütbe; fakat insanların gözüne girmeyi beceren, rahat, arsız bir Golyadkin. Asıl Golyadkin ondan hem nefret ediyor hem de onu kıskanıyor. Çünkü karşısındaki adam, onun ulaşamadığı kabulü neredeyse zahmetsizce elde ediyor. Rakibi bir yabancı olsa Golyadkin dayanabilirdi; ama karşısındaki kendi eksiğinin bedenlenmiş hâli.
Üstelik Golyadkin, ötekinin yerinde olmak isterken onun davranışlarını da küçümsüyor. Kendisini dürüst, entrikadan uzak biri olarak görme ihtiyacıyla başkalarının gözüne girme arzusu sürekli çatışıyor. Onaylanmak istiyor, ama onay kazanmanın o dünyadaki yollarından tiksiniyor. Öteki tam da bu yüzden dayanılmaz: Golyadkin'in arzuladığı kabul ile kendine yakıştıramadığı davranışlar aynı kişide buluşuyor.
Bu sıkışma anlatımın ritmine de sinmiş. Golyadkin bir şeyi anlatmaya çalışırken dolanıyor, kendini savunurken daha şüpheli görünüyor, bir cümleyi toparlayayım derken başka bir yere savruluyor. Okuması yer yer yorucu. Fakat bir süre sonra aynı düşüncelerin etrafında dönüp durmanın onun için nasıl bir şey olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz. Tekrarlar bazen anlatıyı gereğinden fazla uzatıyor; yine de o huzursuzluğu taşıyanın biraz da bu tekrarlar olduğunu düşünüyorum.
Ötekinin ne kadar gerçek olduğu sorusu da bu huzursuzluğun parçası. Dışarıda olup bitenlerle Golyadkin'in onları yorumlama biçimini kolayca ayıramıyoruz. Karşılaştığımız şey başka bir adam mı, onun korkularının aldığı bir biçim mi? Dostoyevski okura rahatça yerleşebileceği kesin bir açıklama vermiyor. Bu belirsizlik benim için romanın en etkili taraflarından biri; Golyadkin'in emin olamadığı yerde biz de emin olamıyoruz.
Dostoyevski Golyadkin'e teşhis koymuyor, içine yerleşiyor. Öfkesini ve utancını paylaşırken onun açıklamalarına ne kadar güvenebileceğimizden de kuşku duyuyoruz. Bence Öteki'nin asıl değeri burada. Dostoyevski'nin sonraki romanlarında derinleşecek olan o kendisiyle çelişen insan, burada bütün huzursuzluğuyla karşımızda.
Bazen Golyadkin'e gülerken kendime gülüyormuş gibi hissettim. İnsanın kendini nasıl gördüğüyle dışarıdan nasıl göründüğü arasındaki mesafeyi hepimiz biliyoruz; Golyadkin'in tek farkı, o mesafenin öbür ucunda bir adamın durması.